Bu Blogda Ara
20 Ekim 2010 Çarşamba
YAĞMUR
Mevsimlerden sonbahar Ekim'in yirmisi. Güzel mevsim sonbahar hep hüzünlü aynı zamanda da hep iyi şeyleri anımsatır bana. Yağmur yağıyor bugün yine günlerdir olduğu gibi . Birşeyleri yıkayıp arındırıyor sanki. Evde Püskül(kedimiz) gibi kıvrılıp yorganın altına yatası geliyor insanın. Çalışırken hep bu günleri özlerdim, ah bir evde olsam da şöyle bir ayaklarımı uzatsam derdim çok yorulduğum zamanlar . Çünkü çok yoğun çalışırdık bankadayken ve üç çocuk , koşuşturma, geceleri uykusuz işe gitmeler, evde yapılacak işler genellikle geceye sarkardı gece yarılarına kadar çamaşır, ertesi günün yemeği arı gibi dolaşır dururdum. Şimdi de keyfi uyuyamıyorum. Yağmurun sesi çok güzel, 1975 yılında yengemle Giresun'a gittiğimizde Tirebolu'da çise çise yağan yağmurun ne kadar huzur veren, arındıran bir doğa olayı olduğunu ilk defa farketmiştim . Çocukken de göl kenarında oturduğumuzdan rüzgar , gölün dalgaları(Van Gölü deniz gibi dalgalıdır adeta ) ve yağmur bana çok güzel duyguları çağrıştırırdı. Ruhumun huzurla dolduğunu hissederim her yağmur yağdığında. Ruh ve beden aynı frekansta hareket etmesi gerekiyor iç huzuru yakalayabilmek için , yağmur işte benim için iç huzuru. Ben de bu huzuru evde ve dışarda yağmur yağarken buluyorum. Tabi yağmurun neden olduğu seller ve bundan mağdur olan insanların sıkıntıları beni de çok üzüyor. Herşeyin aşırısı gibi yağmurun da çok yağması sorunlara neden oluyor. Sadece bizim ülkemizde değil bütün dünyada aynı sorun üzücü. Sıcacık çaylar cam önünde yağmur yağarken içildiğinde daha bir keyifli geliyor insana. En güzel duygularımı onunla yaşıyorum ,yazıyorum , seviyorum yağmuru herşeye rağmen. Yürümeyi de seviyorum yağmur altında şemsiyesiz ama. Yağmurun sesine bak aşka davet ediyor, cama vuran her damla beni harap ediyor.............................................
10 Ekim 2010 Pazar
KÖYDE YAŞAMA HAYALİ
İlk defa evlendiğimizin birinci haftasında gitmiştik Özcan'ın köyüne. 7 aylık hamileyim ve hava alabildiğine soğuk kara kış yani. Ama o kadar aşığız ki birbirimize soğuk bizi etkilemiyordu çünkü öyle bir sarılıyorduk ki birbirimize sevgiyle sıcacık. Küçük iki oda, mutfak, salon ve banyo tuvalet . Ama koşullar hep aynı o yıllarda . Yine de küçücük evlere sığardık ne kadar kalabalık olursak olalım. Yüreklerimiz büyüktü, şimdi evler kocaman koşullar çok çok iyi maddi durumlar çok çok iyi ama hiç de yürekler o kadar kocaman değil. Özcan'ın babası nikahımıza gelememişti, biz de el öpmeye gitmiştik. O zaman sevdiğim adamın köyü, evi ,babası ve ailesini çok sevmiştim. Daha sonra ki yıllarda her bayram da gittik oraya. Çocuklar da çok sevdiler . Hep ev yaptıralım diyordu Özcan ama ben karşı çıkıyordum . 1997 yılında artık karşı koyamadım ve çocukluktan beri hayali olduğu için köyün en tepesindeki araziye yaptırdık evimizi. Ev yapılırken bankada çalışıyordum. Ve her hafta gittik hemen hemen Aktekke köyüne. Herşeyi ikimiz planladık.aldık, yaptık. Şimdi de devamlı orada yaşamayı planlıyoruz eğer sağlığımız iyi olursa . Gizem de okulunu hayırlısıyla bitirir. Sebze yetiştireceğiz orada , meyve bahçeleri yapacağız. Çocuklarımız gelecek ve tabiki dostlarımız , sevdiklerimiz. Orada yaşlanmak istiyoruz. Hayali bile güzel belki bir de inek alırız , tavuklarımız, kazlarımız ,ördeklerimiz olur. Mütevazi ve doğal bir yaşam sürdürmek istiyoruz orada. Allah hayalimizi gerçekleştirebileceğimiz zamanı bize verir inşallah. Herşeyin daha güzel olmasını umuyorum.................................
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)