Bu Blogda Ara
1 Ağustos 2010 Pazar
BEYAZ LEKELERİM
Kasım 1994 annemin hastalığını ilk telefonda öğrendiğimde yetmiş yaşından sonra göğüs kanseri olur mu diye çok düşünmüştüm. Göğsünde yumurta büyüklüğünde bir yumru olduğunu ve bunu uzun süre yağ bezesi sanıp doktora gitmemesini, daha sonra da üzerine eskilerin bildiği KARA MERHEM sürdüğünü bununda açılan yaraya dönüştüğünü uzun uzun anlattı telefonda bana, çok şaşırmıştım. Bu cehaleti aklım almamıştı. Hemen doktora gitmesini eğer orada yapacak bir şey olmazsa atlayıp Ankara'ya gelmesini söyledim. Birkaç gün sonra doktorun kanser teşhisi koyduğunu ve Van'da birşey yapamayacağını söyledi , ben de hemen gelmesini söyledim. Annemi uçakla gönderdiler, bizde Özcan'la gidip aldık havaalanından , tekerlekli sandalyeyle getirdiler yıpranmış çökmüş perişan görünüyordu. İçimden nasıl yandığımı anlatamam. O günün şokunu atlattığımda biraz daha alıştım. Göğüs açık yara olmuş ve akıntı da vardı tabi ki . Birkaç gün içinde Özcan İbni Sina Hastanesi'nin klinik şefini bulmuş şimdi ismi aklıma gelmiyor ama çok iyi bir doktor bu konuda uzman aynı zamanda da profösör. Hastaneye götürmek sorun çünkü annem on yıldır da felçli. Bastonla çok zor yürüyebiliyor ve birde araba da midesi bulanıyor kusuyor. O gün Özcan'la ne zor götürmüştük yolda kusmuştu canım bir yandan da bizden utanıyor. Neyse ilk muayene de doktor çok şaşırmıştı bu zamanda bu cehalet nasıl bu hale getirdiniz diye anneme biraz sitem etti çünkü yara koku da yapıyordu. "Ama merak etmeyin ben sizi iyileştireceğim, yarayı temizleyeceğim mutlaka göğsü de en yakın zamanda almamız lazım" dedi. Önce tetkikler yapıldı başka bir organa atlamış mı diye. Yatma işlemleri yapıldı babam birinci dereceden emekli olduğu için özel odaya aldılar. Ben de yanında refakatçi kaldım. Göğsü temizlediler ve ameliyat etmek için annemin düşüncesini sordu. Ama annem nedense bu fikre yaklaşmıyordu. Her sabah doktorlar vizite geldiğinde tamam diyordu ve onlar gittikten sonra tamam ameliyat olacağım diyordu. Doktoru da artık inanmamaya başlamıştı . Ve biz tam ikibuçuk ay hastanede kaldık. Yılbaşı gelmişti, o yılbaşı Gülay toparlayacaktı herkesi ama annemi kime emanet edecektik. Sağolsun Fatma abla ben bakarım dedi . Hastanede çok güzel günlerimiz oldu yıllardır annemle bu kadar uzun konuşmamıştık. Eskilerle ilgili herşeyi anlatıyordu. Fatma ablayla da çok iyi geçmiş bol bol konuşmuşlar. Ben de uzun süredir çok yorgun olduğumdan bana da iyi gelmişti. Ayşe hemen hemen hergün geliyordu birşeyler getiriyordu ama ben kalamam dedi. İzzet abim de bir gece kaldı . Onun da işleri var , beni de işten çok idare ettiler sağolsun ozaman Mehmet amirimizdi ve kart basma sistemi vardı bende sabah uğrayıp kartı basıyordum , birde akşam basıyordum. Hergün çamaşırları oluyordu iki günde bir de onları yıkamak için eve uğruyordum. Allah rahmet eylesin , nur için de yatsın anneciğim hakkım geçmemiştir ama helal olsun sana sen de helal et. Hastane de konuşurken Ayşe'nin beyaz lekelerine çok üzüldüğünü söylemişti ve çaresi yok mu acaba diyede bana sormuştu. Çaresi yok annecim çünkü benim de o beyaz lekelerden oldu önce ellerimde başladı şimdi her stres yaşadığım da artıyor. Adı ise "VİTİLİGO" cilde renk veren hücrelerin ölmesi ve bağışıklık sisteminin bozulması nedeniyle intihar etmeleri demişti doktor. Evet annecim şimdi benim de var o beyaz lekelerden ama seviyorum. Onlar benim yaşadıklarımın izleri , zaman zaman kayboldukları da oluyor ama o zamanda çok mutlu olduğum anlar herhalde. Bu aile de genetik, çocuklarda devam eder mi bilmiyorum. Yolda bazen soruyorlar bazen de aynı dertten muzdarip olanlar kendilerine eş arıyorlar, ben de dönüyorum onlara "Ben onları kabul ettim ve seviyorum lekelerimi ,ben hiç yokmuş gibi davranıyorum .
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder