Bu Blogda Ara

24 Eylül 2010 Cuma

ÇOCUKLAR

Tanrı'nın bize emanetleri ve biz onları öylesine sahipleniyoruz ki bizim gibi,  bizim değiller aslında ve yaşamımızı onlara bağımlı olarak yaşarsak hayal kırıklığına uğrarız. İlk olarak Ayça'nın hamileliğini yaşadığım da yaz tatilindeydim . Özcan memleketine(Samsun - Bafra) , ben de Van'a gitmiştim . Zaten sadece yaz tatillerinde ayrılıyorduk. Midem bulanıyor, yemeklerden iğreniyordum ve canım koruk üzümü istiyordu. Et ve sarımsak kokusuna dayanamıyordum. Ama henüz tanımlayamadığım bir duygu olduğundan ozamanlar hemşirelikte okuyan Ayşe'ye sormuştum ve o da beni muayene(karnımdan) etmişti ve kesin hamile olduğumu söylemişti. Aslında biz Özcan'la tam anlamıyla birlikte olmamıştık ve bu çocuk nasıl olabilirdi çok şaşırmıştım. Özcan'la mektuplaşıyorduk hiç bir haberleşme yolu olmadığından arada da telgraf çekiyorduk birbirimize hemen ona haber verdim o da şaşımış ve inanamamıştı . Biz bu durumu kabullenip çözüm yollları bulmak için Ankara'ya gelene kadar iki üç aylık olmuştu bebek. Ve buluştuk Ayten ablam beni Numune hastanesine götürdü orada bebek olduğu kesinleşti. Özcan'la  o yaz nişan yapacakken mecburen evlenmeye karar verdik. Çok mutluyduk aslında ama planlarımız bozulacaktı. Ben o yaz Merkez Bankasına da müracaat etmiştim. Yazılı sınavları kazanmıştım ve sözlü sınava çağırmışlardı bebek bu arada altı aylık olmuştu. Uçakta yer bulamadık ve Özcan ben seni götürürüm demişti. Ve beraber Van' a gittik . Zor bir yolculuktu ama biz çok mutluyduk çok güzel geçmişti yolculuğumuz. Sınavım da iyi geçti beraber döndük ve gerçekten Tanrı yardım ediyordu bir şekilde. Sorunlar pek altından kalkacak gibi değildi ama işlerimiz rast gidiyordu.. Ailelerin kabullenmesi o devirde çok zor bir şeydi. Ama biz birbirimizi çok seviyorduk ve herşeye göğüs gerdik. En çok ta Yüksel'in ve Ayten'in emekleri var bana çok yardımcı oldular . Yurttan ayrılmıştım zaten Ayten ablam evlenmişti onun yanında kalıyordum . Ama Ayten'in kocası Emcet çok sorunlu biriydi sonradan olay oldu benim orada kalmam ve ben Özcan'ın doğum gününde (10.10.1977) kalacak yerim olmadığından İzzet'le beraber Giresun'a gitmek zorunda kalmıştım. O gün okul arkadaşları Özcan'a Mehmet'in evinde bir doğum günü partisi yapıyorlardı. Ben de ordaydım ve Mehmet'in kız kardeşi Özcan'a aşıktı. Ben gözüm arkada kala kala hamleliğimin en zor günlerini yaşıyorken gece oradan ayrılıp gitmiştim abimle. Giresun'da on gün kaldım ve Özcan beni gelip aldı. Yengem ve abim orada öğrendiler hamile olduğumu. Onlarda normal karşıladılar ama abim nikahıma gelmemişti . Özcan da Bafra'ya gitmiş ailesiyle konuşmak için . Tabi onlar pek kabullenememişler sorunlar çıkmış doğal olarak o da bırakıp gelmişti Giresun'a beni almaya. Hatta sofraya tekme vurmuş kalkmış babasına karşılık ne dedilerse bilmiyorum. Giresun'da beraber bir gün falan kaldık herhalde hatırlamıyorum. Ve Ankara'ya döndük, nikah yapmaya karar vermiş ve 6.12.1977 ye gün almıştık. Dönüşte Yüksel' e gittik iki ay nikaha kadar onlarda kaldık Özcan' da evden ayrıldı Çankaya-Yıldız'dan ev tuttuk Yüksellere yakın olsun diye. Nikahımız Gençlik Parkında oldu. Ben okula gidemiyordum artık Özcan gidiyordu. Evlendikten sonra çok zor günlerimiz oldu işe girinceye kadar . Ayça 15.2.1978 de doğduğunda çok mutlu olmuştuk . Ayten ablam Numune hastanesin de Klinik şefi Necdet Uranus' a götürmüştü beni . hamileliğim boyunca o ilgilenmişti benimle.  Çok iyi bir doktordu. Hastane de özel bakılmıştım parasız olarak. Bir hafta sonra eve çıkmıştık ama çocuğumuza beşik bile alamamıştık . Televizyon kutusuna yatak yapmıştık. Sonra çok uğurlu geldi ve işim oldu Van'a gittim işe başaldım(16.3.1978) Annemin yanında kaldım Ayça sekiz aylıkken oradan geldim. Evde hiçbir elektronik eyyamız yoktu sadece televizyon vardı ama çok mutluyduk. İlk buzdolabı aldık . Bankada Lale diye bir arkadaşım vardı kendi üzerine tutum sandığından buzdolabı aldı ben ona ödedim. yavaş yavaş durumlar düzelmeye başlıyordu. Bakıcı sorunu da olmadı. Apartmanın kapıcılığını yapan Emine abla kendisi teklif etti Ayça'ya bakmayı. Aytac' hamile kaldığımda da çok mutlu oldum. Özcan beraber olduğumuz gece annesini rüyasında görmüş, müjde oğlum BİR OĞLUN OLDU çok hayırlı olacak demiş. Özcan'ın annesi çok iyi bir kadınmış ilik kanserinden kırk iki yaşında ölmüş. Özcan annesini çok sever birde hiç doymamış bu yüzden çok rüyasında görür. Aytaç ta bana çok hayırlı ve uğurlu gelmişti. Rahat bir hamilelik geçirmiştim. Doğum iznine ayrıldığımın ilk haftası Tülay'la beraber kantinden alışveriş yapmaya gitmiştik . Giderken hafif hafif sancılarım olmuştu ama eve kadar gelebilmiştim  eve geldiğimde sancılarım sıklaştı ve Özcan'a haber verdim. akşam hazırlıklarımı yaptım , gece saat bir de artık dayanamadım ve doktorumu aradım(Erol Alpay ) hemen hastaneye gelmemi söyledi. Fatma abla'yı aradık oda bizimle geldi çıktık bir debaktık her taraf asker dolu . 12 Mart muhtırası verilmişti ve sıkı yönetim ilan edilmişti. onlar bize bir taksi buldular ve biz hastaneye gittik. Sabaha kadar sancı çektim  Erol bey sabah geldi , küçkkken geçirdiğim trafik kazası nedeniyle iki doğumum da sezeryenle olmuştu. Ama bir farkla Aytaç'ta sancı çekerek. Ayçada Aytaç'ta çok sessiz ve akıllı çocuklardı küçükken. Aytaç üç yaşında biraz yaramazdı ama yine de çok fazla değildi. Gizem'in hamileliği ise farkında olmadan oldu. O yaz tatile İzmir'e gitmiştik ve tatilde hamileymişim ama ben hiç farkında değildim. döndüğümüzde Gülay'ın düğünü vardı. aynı gün Türkan da Bafrada evleniyordu. Türkan bizim yanımızda üç yıl okudu ve yazın köye gittiğinde kaçırmışlardı  babası da affetmedi ve aynı gün düğüne kimse gitmedi herkes Ankara'da Gülay'ın düğünündeydi. Bende düğün için kendime bir elbise almıştım . Hamile elbisesi gibi herkes hamilemisin diye sormuştu. Ben de herkese hayır demiştim . Ama düğünden sonra doktora gittiğimde hamile olduğumu öğrendim. Aldırmayı hiç düşünmedik ikimizde istedik Özcan'la. Kız çocuğu da istiyorduk ve çok severek geçirdim hamleliğimi. Hamileyken ilk arabamızı aldık. Doğumdan sonra da Eryamandaki evlere girdik yani üç çocuğumda bize hep uğurlu geldiler. En iyi şekilde hem eğitimleri ,hem yaşamları herşeyleri benim için çok önemli oldu. Elimizden gelenin en iyisini yaptık . Gizoşumun doğumunda gerçekten anladım diğerlerinde küçüktüm ve onlarla büyüdüm. Onlar benim herşeyim ama artık zamanı geldi Gizoşum okulunu bitirsin bırakıp gitmeyi . Kendi kanatlarıyla  uçmayı öğrenmesinin zamanı geldi. Maddi ve manevi verdiğin herşey mutlu ediyor seni . Ama çocukları belli bir yerde bırakmak lazım onlar çok mutlu değiller bu durumdan. Allah onları korusun hep iyi olsunlar ve biz de biraz kendi yaşamımızı yaşayalım artık . Anne baba hep verir hep verir, bu Tanrı'nın bir hikmeti herhalde ..................................

1 yorum:

  1. yengeciğim nedense bu yazını okuyunca içim hüzünlendi, evet çocuklar büyüyor ve yuvadan çıkıyorlar bir anda ayşe naz aklıma geldi oda gidicek, okuyacak, evlenicek ama belkide benim kıymetimi anne olunca anlayacak olsun seninde dediğin gibi allah kızımı hep korusun ve iyi olsun bu bana yeter........

    YanıtlaSil